|
|
| |
|
|
 |
|
BOTOX-DOLGU-KİMYASAL
PEELİNG
Güler, ağlar, konsantre olursunuz… Bu ifade ve mimiklerin tümü bir
gün gelir kırışıklık denen dert olarak karşınıza çıkar. Yakın zamana
kadar bu problemin ameliyatsız çözümü pek mümkün değildi.
Oysa günümüzde Botox® sayesinde 10 dakika kadar süren ameliyatsız
bir müdahale ile kaslar rahatlatılarak bu çizgilerden kurtulmak
mümkün!
|
|
|
Kırışıklıklar, aynı ifadenin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle
cilde kazınmış olan çizgilerdir. Kırışıklıklara “ifade çizgileri”
veya şekilleri nedeniyle “kaz ayakları” da denir. Kırışıklıkların
nedeni cilt altındaki kasların kasılmasıdır.
Botox “clostridium botulinum ” adı verilen bir bakteriden elde
edilen arıtılmış bir protein toksinidir. Zararsız olmasının nedeni
çok ufak dozlarda kullanılması ve vücuda dağılmamasıdır. Bu protein
kullanıldığı bölgedeki kasların rahatlamasını sağlayarak belli bir
süre için cildin gerginleşmesini ve dolayısıyla gençleşmesini
sağlar.
Minik cerrahi iğneler aracılığıyla Botox yüzün sorunlu bölgesinde
cilt altına çok ufak dozlarla zerk edilir. Bu sayede kasılmış olan
kaslar rahatlamaya başlar. Botox uygulandıktan yaklaşık üç hafta
kadar sonra en yüksek verime ulaşır. Botoxun kalıcılık süresi
bünyeden bünyeye fark etmekle birlikte yaklaşık 3-6 aydır.
Genellikle tavsiye edilen, tedavinin her 4-6 ayda bir
tekrarlanmasıdır.
Botox uygulamasının ardından bölgeye buz uygulanması olası şişlik
veya rahatsızlıkları azaltır. Tedavinin tümü yaklaşık 10-15 dakika
sürdüğünden normal yaşama hemen dönülebilir. Ancak yatma pozisyonuna
geçmek için 4-6 saatin geçmesi beklenmelidir. Botoxun çevresindeki
kaslara dağılmaması için Botox uygulanmış bölgenin ovuşturulmaması
da gerekir.
Botox (Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden
elde edilen bir toksindir. Botox, sinir uçlarında iletimi sağlayan
maddelerin salınımını engelleyip, sinirler ile sinirlerin ulaştığı
organlar arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösterir. Sinir
iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını
ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Botox’un etki mekanizmasından
tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır. Plastik cerrahi alanında ise
genellikle mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki
çizgilenmeleri azaltmak ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi
azaltmak amacı ile kullanılır.
Mimik kaslarının yıllar boyunca çalışması, üzerini örten deri
üzerindeki kıvrımları belirgin hale getirir ve böylece yüzdeki
dinamik çizgilenmeler ortaya çıkar. En sık ortaya çıkan dinamik
çizgiler, alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde
görülür. Alın ve göz kenarlarındaki çizgiler kişiye daha yaşlı bir
görünüm, kaşlar arasındaki çizgiler ise kişiye çatık kaşlı, kızgın
bir bakış ifadesi verir. Mimik kaslarına botox uygulanarak bu
kasların hareketleri zayıflatılabilir, kas hareketlerindeki azalma,
üzerindeki derinin, kas hareketleri ile katlanmasını ve katlanmaya
bağlı çizgilenmeyi de azaltır. Bu şekilde yaşlı ve kızgın olarak
görünen yüz ifadesinde de belirgin bir düzelme sağlanır.
Botoks, ter bezlerine uygulandığında, ter bezleri ile sinir uçları
arasındaki iletim de durdurularak ter bezlerinin çalışması
azaltılabilir. Vücudun en çok terleyen bölgeleri, avuç içleri ve
koltuk altı bölgesidir. Aşırı terleme ve buna bağlı ter kokusu
şikayeti olan kişilerin terleyen bölgelerine botox uygulandığında
şikayetlerinde düzelme sağlanır.
Botoks, injeksiyon şeklinde uygulanır ve ağrılı bir işlem değildir,
injeksiyon anında hafif bir ağrı hissedilebilir. Mimik kaslarının
hareketlerinde azalma istendiğinde mimik kaslarının içine, terleme
şikayetinin azalması istendiğinde deri içine injeksiyon yapılır.
Botox’un etkisi injeksiyonu takiben ilk hafta içinde ortaya çıkar ve
etki süresi 3-9 ay olmakla beraber ortalama 6 aydır. Botox, etkisini
yitirdiğinde uygulama tekrarlanabilir. 2 yıl boyunca düzenli olarak
botox uygulanan kişiler uygulamaya aynı düzende devam ettiklerinde
kaslarında belirgin bir zayıflama ve buna bağlı yüz ifadesinde
değişim olabilir. Bu nedenle uygulamaların 2. yıldan sonra daha uzun
aralıklarla yapılmasında yarar vardır.
Botoks’un sağlık üzerine ciddi bir yan etkisi yoktur. Uygulama
sonrası geçici bir şişlik, morarma, nadiren de geçici olarak göz
kapağında düşüklük yapabilir. Botox’un gebelik ve emzirme döneminde
zararlı bir etkisinin olup olmadığı henüz tam olarak
bilinmemektedir. Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde botox
uygulamalarının yapılmaması önerilir. Sinir-kas sistemine ait
hastalığı olan kişilerde (Eaton-Lambert sendromu, myastenia gravis
gibi) uygulanmamalıdır.
Dolgu Maddeleri
Hyalüronik asit derinin temel elemanlarından biridir. Deri içinde
bol miktarda bulunur. Suyu çeker ve cildin nemli kalmasına yardımcı
olur. Medikal estetik alanında yüz ve boyun çizgilerinin (daha çok
yüzeysel olanların) doldurulmasında kullanılmaktadır. Cilt
tarafından zamanla emilen ve kolay tolore edilen bir maddedir.
Çok ince bir iğneyle hiyalüronik asit preparatı deriye enjekte
edilir. Genellikle art arda 2 seansta olarak uygulanır. İlk kez
yapılıyorsa 2 veya 3 hafta sonra tamamlayıcı bir seans daha
gerekebilir.
Uygulama sonrası küçük kızarıklıklar ve şişlikler oluşabilir, bunlar
kişinin cilt tipi uyarınca birkaç saat ila birkaç gün içinde
kaybolur.
Genellikle 6 ila 12 ayda tekrarlamak gerekir. Bu durum kişiye ve
uygulanan bölgeye göre değişiklik gösterebilir.
Kimyasal Peeling
Kendinize olan güveniniz, cildinizi nasıl gördüğünüz yada
nasıl hissettiğiniz ile yakından ilgilidir. Sivilce izleri, güneşe
bağlı cilt bozuklukları ve yaşlanma cildinizin görüntüsünü etkileyen
en önemli faktörlerdendir. Ciltteki bu tür izleri yok etmek çeşitli
soyucu yani peeling ajanlarıyla sağlanmaktadır. Peeling yönteminin
ana prensibi; hasarlı cilt tabakasının üstündeki hasarlı tabakayı
kaldırmak ve hasar görmemiş tabakayı canlandırmaktır. Sonuç ise daha
sağlıklı, canlı, düzgün ve gergin bir cilt elde etmektir.
Geçmişte peeling maddesi olarak fenol veya trikloroasetik asit (TCA)
kullanılmaktaydı. Bu tip kimyasal peelingler, genellikle derin
peeling yapılmasını gerektiren durumlarda etkilidirler ve ayrıca
hücreler için zehirli etkileri de vardır. Fenol ve TCA, gereksiz
cilt koyulaşması veya açılması (Hiperpigmentasyon veya
hıpopigmentasyon) ve muhtemel cilt çukurlanmalarına yol açabilirler.
Bu tedaviyi alan hastaların cildinin iyileşmesi uzun süreye ihtiyaç
duyabilir. Bugün hala daha derin peeling gerektiren aktinik
keratozlar yada akne vulgaris skarları olan kişilerde
kullanılabilmektedir fakat kullanımları azalmıştır.
Günümüzde özellikle yüzeyel peeling gerektiren durumlarda Alfa
hidroksiasitler(AHA) kullanılmaktadır. Dr.Eugene Van Scott ve
Dr.Ruey Yu 20 yıldan uzun bir zamandır Alfa Hidroksiasitlerin
kullanımı ve gelişimi ile ilgilenmiş ve birçok bilimsel çalışma
yayınlamışlardır. AHA, çeşitli meyve ve yiyeceklerde doğal olarak
bulunur ve meyve asitleri olarak bilinir. Bu grup birçok meyve asiti
ihtiva eder ve bugün en yaygın kullanılanı şeker kamışı suyunda
doğal olarak bulunan glikolik asittir.
Glikolik asit yöntemi ile derinin epidermis tabakası parsiyel olarak
kaldırılarak hücrelerin kendilerini yenilemeleri ve cildin
canlanması sağlanmaktadır. Bu yöntem derin peeling yöntemlerine
nazaran daha kontrollü olarak cildi yeniler. Glikolik asit günümüzde
kullanılan en en yaygın yüzeyel peeling ajanıdır.
Glikolik Asit uygulamasında, doktorun tavsiye edeceği bir ürünle
cilt en az 2 hafta peelinge hazırlanır. Bu hazırlık döneminden sonra
peelinge başlanır. Ortalama peeling seans sayısı 6-7 dir fakat
yapılma amacına ve hastaya bağlı olarak bu sayı değişebilir.Seans
sonralarında doktorun tavsiye edeceği jel, krem yada losyonların
kullanılması cildin yenilenme işlemini peeling seansları arasında da
devam ettirecektir.
Yüzeyel peeling işlemi ile güneş hasarı sonucu oluşmuş ince
çizgilerin, pigmentasyon düzensizliklerinin hafifletilmesi, sivilce
izlerinin hafif yada orta düzeye indirilmesi sağlanabilmektedir.
Cilt daha yumuşak ve parlak olabilmektedir.
|
|
Peeling tedavisinden önce doktorun hastadan iyi bir öykü alması,
hastanın yaşına ve cilt yapısına göre uygun peeling zamanını ve
peeling tipini belirlemesi gerekmektedir. Aktif uçuk öyküsü, ciltte
yara ya da minik yarıklar, son dönemlerde cerrahi girişim(yara
iyileşmesi), daha önceden aynı bölgeye peeling veya dermabrazyon
uygulanmış olması, yakın zamanda radyasyon tedavisi, 6 ay içinde
Roaccutane isimli ilacın kullanılması, bir ay içinde geçirilmiş
krioterapi, aşırı güneş yanığı, aşırı nedbe dokusu oluşumu öyküsü
bulunan hastalarda peeling uygulanmamalıdır. Eğer hastada allerji,
egzema, seboreik dermatit, bağışıklık sistemini etkileyen
hastalıklar, virütik hastalıklar(Uçuk dahil) ve güneş hassasiyeti
varsa önce bu hastalıkların tedavisi gerekmektedir.
Peeling yöntemi bu konuda ihtiss yapmış hekimler tarafından
uygulanabilecek güvenli bir yöntemdir. Uygun hasta seçimi
yapıldığında peeling ile iyi sonuçlar elde edilmektedir.
|
|
 |
|
|
| |
|
| |
|
|