ANA SAYFA  
        ÖZGEÇMİŞ  
        KLİNİĞİMİZ  
        İLETİŞİM  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
   

SAÇ DÖKÜLMESİ VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ

Saç dökülmesi, erkeklerin % 60’dan fazlasında görülürken, kadınlarda bu oran yaklaşık % 10’dur. Saçların dökülmesi, güneş etkisine bağlı cilt hasarı ve deri kanserine yatkınlığı arttırabilmesinin yanı sıra, başlı başına bir kozmetik problem olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Saç dökülmesi birçokları için ciddi bir problemdir ve bu nedenle günümüzde erkeklerde en yaygın olarak uygulanan kozmetik cerrahi işlemdir.

Problem:

Milyonlarca kişi saç dökülmesi ile kendine güvende azalma, güvensizlik hatta depresyona girebilmektedirler. Saç dökülme problemleri erken dönemde saçlarda incelme veya alında saç açılmasından tepe kısımlardaki total yokluğa kadar değişebilir.

Saçların tamamı yaklaşık 100.000 kıldan oluşur (Kızıl ve sarışınlarda bu sayı 20000 daha azdır). Orta yaşlarda % 30’lara varan saç dökülmesi normal bir yaşlanma sürecidir. Seyrelmenin kozmetik olarak fark edilebilir hale gelmesi bir bölgedeki kılların en az % 50’sinin dökülmesi ile ortaya çıkar. Daha düşük oranlardaki kayıplar genellikle görüntüye yansımazlar. Saç kıllarının sayısındaki azalmaya ilave olarak geride kalanların incelmesi saçsız bölgelerdeki görüntüye ilave katkıda bulunur.

Norwood Klasifikasyon Sistemi tarafından erkeklerdeki saç dökülme sürecinin tipik evreleri tanımlandı ve kategorize edildi. Erken dönemde (tip 1-3) saç çizgisi geriler ve tipik olarak alın-şakak birleşiminde gerileme görülür. Daha sonraki aşamada (tip 4-7) ise başın arka noktasında başlayan dökülme yavaş yavaş öndeki gerileme ile birleşir ve tam saç dökülmesi diyebileceğimiz başın hem koronal hem de sagital yönlerde saçsızlığı ile karakterize görüntü ortaya çıkar.

Kadınlarda androjenik saç dökülmesi 3 evreye ayrılır. Kadın tipi saç dökülmesi, tipik olarak genel ve ilerleyici bir incelmeyle birlikte ve saçlı derinin en tepe noktasında oval bir şekilde olur. Genelde saç çizgisi korunmuştur.

Sıklık:

Erkeklerde 60 yaş civarında saç kaybı yaklaşık % 60’dır. Kadınlarda bu yaştaki oran yaklaşık % 10’dur. Saç dökülme beyazlarda en yüksek orana, Afro-American’lar en düşük orana sahipken, Asya’lılar da bu ikisinin arasındadır.

Neden:

Erkeklerde saç dökülmesi hemen daima androjenik tiptedir ve çoğunlukla erkek tipi kellik olarak ifade edilir. Saç dökülmesinin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, bu özellik poligenik tip kalıtımla geçmektedir. Bazı çalışmalar göstermiştir ki erkeklerde saç dökülmesi ailenin anne tarafıyla kuvvetle bağlantılıdır. Erkek tipi saç dökülmesi hayatın ilerleyen dönemlerinde devam eden ilerleyici bir süreçtir. Tipik olarak saç dökülmesinin son hali daha erken yaşta başlamasıyla büyük oranda bağlantılıdır.

Kadınlarda hormonal düzensizlik, stres gibi nedenler bulunsa da çoğu saç dökülmesi genetiktir. Erkek tipinde olduğu gibi kadın tipi androjenik saç dökülmesi de ilerleyicidir.

Fizyopatolojisi:

Erkeklerde genetik olarak kıl foliküllerinin androjen kaynaklı minyatürizasyonu ile ortaya çıkar. Kadınlarda da aynı şablonun geçerli olduğu varsayılır. Saç dökülmesi kıl foliküllerinin dihidrotestesterona (DHT) duyarlı olmaları ile ortaya çıkarlar. DHT, 5-alfa redüktaz enzimi ile testesterona dönüştürülürler. Bu dönüşüm kanda, bölgesel olarak da saçlı deride ve diğer vücut dokularında meydana gelir. DHT genetik olarak saç foliküllerini minyatürize kıl haline getirmek ve son olarak da dökülmesini sağlamak işlevini görür.

Klinik:

Erkek tipi saç dökülmesi Norwood Sınıflandırma sistemini takip eder ve minimal alın-şakak gerilemesinden (Tip 1), sadece arkada iki kulak arasında saçlı bölge kalacak (Tip 7) şekile kadar değişen oranlarda devam eder. Bu iki uç nokta arasında değişen oranlarda dökülmüş alanlar bulunur.

Kadınlardaki klinik görünüm erkeklere göre biraz farklıdır. Tipik olarak saç çizgisi korunmuştur ve başın en tepesi ile yanlarında yaygın olarak seyrelme ve incelme mevcuttur.

Operasyon öncesi hastanın kan tablosu ortaya konmalı, alerjik durumu, anestezi problemleri, mitral valv prolapsusu gibi operasyon öncesi antibiyotik gerektiren durumlar ortaya konmalıdır.

Endikasyon:

Androjenik ya da kalıtsal tüm saç dökülme problemi olan tüm erkek ya da kadınlar saç transplantasyonu ile tedavi edilebilirler. Diğer tüm elektif kozmetik cerrahi ameliyatlarda olduğu gibi kişi motivasyonu en önemli hasta seçim kriteridir. Saç transplantasyonu ileri derecede saçı dökülmüş kişilerde daha iyi sonuçlar verir. Genel olarak saç dökülmesi fazla olanlarda daha çok sayıda greft transplante edilebilir.

İşlem uygulanmadan önce saç dökülmesinin genetik dışı faktörleri ortaya konmalıdır. Bazı medikal durumlarda saç transplantasyonu en etkin tedavi olmayabilir ve var olan patolojiyi kötüleştirebilir.

Anatomi:

Saçlı deri(Scalp) 5 tabakaya ayrılır. Kolayca akılda kalması için tabaka isimleri yan yana dizildiğinde SCALP harfleri elde edilir (Skin, Connektif subcutaneous tissue, Galea aponeurosis, Loose connective tissue, Periosteum, Cranium).

Deri, konnektif subkutan dokuya kadar uzanan saç follikülleri gibi tüm epidermal ekleri içerir. Genelde bu bölgede saç dökülmesi olurken bazen dış iki tabakada incelme olur.

Subkutan doku iyi vaskülarize yani damarlıdır ve ana arter olarak adlandırılan penetran dallar esas olarak galeanın dış yüzünde seyreder. Alıcı sahada yarıklar açarken konnektif subkütan dokuya yüzeyel kalmak önemlidir, çünkü daha derin yarıklar dolaşımı sekteye uğratırlar. Skalp çok iyi kan dolaşımına sahiptir. Supraorbital, supratroklear, süperfisial temporal, postauriküler ve oksipital arterler ana besleyici arterlerdir ve aynı isimli venler onlara eşlik eder.

Galea aponeurotika elastik olmayan bir tabakadır ve önde frontalis kas, arkada ise oksipital kas ile bağlantılıdır. Süperfisial temporal arterin içinde seyrettiği temporoparietal fasya da galeaya bağlantılıdır. Galea saçlı deri hareketliliğine izin veren gevşek bağ doku üzerinde kayar. Bu gevşek bağ doku tabakası ve periost çok az sinir ağına sahiptir, dolayısıyla ağrı duyusu azdır.

Saçlı deride duyu innervasyonu damarsal dağılımı takip eder. Önde supraorbital ve supratrochlear sinirler saçlı derinin ön yarısının duyusunu sağlarlar. Bazen ön saç çizgisine çok sayıda greft yerleştirildiği zaman birkaç hafta sürebilen alın duyusu azalması görülebilir. Oksipital sinir saçlı derinin arka yarısının, supraauriküler ve süperfisial temporal sinirler de yanların duyulanmasını sağlarlar.

Belki de saçlı derideki hiçbir anatomik özellik kılların mikroskobik dağılımının saç transplantasyonu üzerine etkisi kadar önemli değildir. Saç kılları genelde bireysel olarak büyümezler. Daha ziyade küçük folliküler ünite bandları şeklinde büyürler ve genelde 2-3 bazen 1-4 kıl içerirler. Bir folliküler ünite 1-4 terminal kıl, sebase gland elementi ve erektör pili kası içerir ve bunların hepsi adventisyal doku kılıfı ile sarılıdır. Bu folliküler üniteler saçlı deri boyunca dağılırlar ve kıl taşımayan bölüm toplamın % 50 sine kadar çıkabilir. Sadece bu folliküler ünitelerin transplantasyonu ile % 50 lik kıl taşımayan doku uzaklaştırılır ve en doğal görünümlü sonuç elde edilebilir.

Endikasyonu olmayan durumlar:

Hastanın ne zaman opere edilmeyeceğine karar vermek önemlidir. Saç transplantasyonu yapılacak kişinin motivasyonu çok önemlidir. Gerçekçi motivasyon ve beklentiler çok önemlidir. Genel sağlık durumunun uygun olmaması elektif cerrahi için uygun değildir. Coumadin, aspirin gibi antikoagülanlar operasyondan en az 10 gün önce kesilmelidir. Yaş medikal olarak ameliyattan vazgeçme kriteri değildir. 80 yaş civarında ekim yaptıran hastalar mevcuttur. Ama ekimden önce dahiliye konsültasyonu doğrultusunda hareket etmek uygundur.

Erken yirmili yaşlar, saç dökülmesi problemi yaşayanlar için zor bir dönem olabilir, çünkü kendi akranlarının saçlarında neredeyse hiç dökülme yoktur. Sıklıkla bu kişilerde gerçek dışı beklentiler çok olur ve onların yaşlarına uygun olmayan genç saç çizgisi isterler. Daha kötüsü erken dönemde çok miktarda donör alan saçı ile cerrahi düzeltme yapıldığından ileri yaşlarda da ekilen saçların hiç biri dökülmeyeceğinden doğal olmayan bir görüntüye sahip olurlar. Örneğin 50 yaşında 25 yaşının saç çizgisine sahip olurlar.

Genel olarak kabul gören yaklaşım saç ekim işleminin 30’lu yaşlarda yapılmasıdır. Ama seçilmiş vakalarda daha erken de saç ekimi yapılabilmektedir. Eğer erken yaşlarda saç ekimi yapılacaksa ileri yaşlardaki saç çizgisini düşünerek seviyenin yüksek tutulması uygundur.

Saç dökülmesine yol açan ya da birliktelik gösteren bir çok medikal durum saç ekimi ile tedavi için uygun değildir. Alopesia areata, lupus ve enfeksiyonlar bu durumlara örnektir ve saç transplantasyonu bu durumları kötüleştirebilir.

Operasyona hazırlık:

Operasyon öncesi iyileşme ya da kanama problemlerinin olup olmadığı ortaya konmalıdır. Bunun için; trombosit sayısı, protrombin zamanı, aktive parsiyel tromboplastin zamanı bakılmalıdır. Medikal duruma göre ilave kimyasal profil ortaya konabilir.

Tedavi:

Medikal tedavi; Saç dökülmesinin medikal tedavisinde sadece iki ilaç FDA tarafından onay almıştır. Bunlar minoxidil ve finasteride isimli ilaçlardır.

Minoxidil sıvı şekildedir ve saç dökülmesi olan bölgeye direkt olarak uygulanır. Esas olarak hipertansiyon tedavisinde kullanılırken, saç dökülmesini yavaşlatır ve erkeklerin % 25-40’ında, arka kısımdaki saçlı derinin ince kıllarının yeniden büyümesini sağlar. % 2 ve % 5’lik formları vardır. Her iki formunun da çok az yan etki potansiyeli olduğu rapor edilmiştir. En yaygın olan yan etkisi kalp çarpıntısı ve baş ağrısıdır. % 2’lik konsantrasyonu, kadınlarda erkeklerde görülen etkilere benzer etkiler göstermiştir ve kadınların % 20-40’ında saç dökülmesinde durma ve bazen de yeninden saç gelişimi ortaya çıkarmıştır.

Minoxidil günde iki kez uygulanmalıdır. Finasteride gibi yeniden büyümenin devamı için sürekli kullanımı gereklidir. Ara verme durumunda minoksidil ile güçlenen saçların çoğu dökülecektir. Minoksidil’in etki mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte bölgesel damar genişlemesi ya da DHT’nun bağlandığı bölgelerde spesifik olmayan bir işlevi olabileceği düşünülmektedir.

Minoksidil aynı otörler tarafından ekim sonrası da önerilmektedir. Ekim bölgelerinde günde bir kez uygulama; işlem ve ekilen saçların büyümesi arasında geçen süre olan 4 ayı 3 ayın altına indirebilir.

Finasteride erkek tipi saç dökülmesinin tedavisinde minoksidile göre daha etkindir. Bu 5-alfa redüktaz inhibitörü testesteronun DHT’na dönüşümünü bloke eder. DHT’nun kılların minyatürizasyonundan sorumlu olduğu düşünülmektedir. Finasteride’in en önemli yararı saç dökülmesini yavaşlatması ve bazen durdurması bazen de arka saçlı deride tekrar büyümesi olarak ifade edilebilir.

Saç ekimine ilave finasteride kullanımı ile birkaç yarar ortaya çıkar. İlki finasteride başka saç ekim ihtiyacını azaltır. İkincisi, saç foliküllerinin alındığı iki kulak arası bölgedeki yoğunluğu arttırır ve bu sayede cerrahi başarı oranı artar.

Sadece erkekler finasteride alabilir. Bazen % 2 gibi bir oranda libidoyu azalttığı ve seksüel fonksiyonu olumsuz etkilediği rapor edilmiştir.

Cerrahi tedavi:

Cerrahi saç restorasyonunun tamamı kıl foliküllerinin yeniden dağılımı üzerine kuruludur, yani yeni kıl oluşturma söz konusu değildir. Klasik olarak üç saç resrotasyon işlemi mevcuttur: greftleme (saç ekimi), saçsız alan azaltma, saçlı deri flep cerrahisi. Bugün saç ekimi diğer prosedürler arasında % 95’lik uygulama sıklığına sahiptir.

Saç ekimi yüksek başarı oranı, düşük komplikasyon oranı ve hastalar tarafından yüksek kabul edilebilirlik oranına sahiptir.

Saçsız alan küçültme, saçsız bölgenin kesip tekrar dikilmesi ile elde edilen bir yöntemdir. En tipik olanı, en tepe noktadaki alanın kesip çıkarılması ile elde edilir. Bazen ön bölüme de uzanır. 1980’ler boyunca ve 1990’ların ortasına kadar çok daha popüler olan bu yöntem bugün seyrek olarak uygulanmaktadır. Anormal saç büyümesi, yara izleri ve belirgin hasta rahatsızlığı olmadan bu yöntemi uygulamak oldukça zordur.

Saçlı deri flep cerrahisi çok az cerrah tarafından yapılmaktadır, çünkü cerrahi tecrübe gerektirir. İlave olarak hastaların çoğu bu yöntem için motive değildir. Tek saç flebi 10000 kıl folikülü içerebilir ve birkaç haftalık aralarla yapılan 2-3 işlem ile sık saç çizgisi elde edilebilir. Tecrübesi olmayan cerrahların elinde flep nekrozlarını içeren komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Saç ekimi en yaygın saç restorasyon işlemidir ve birçok farklı teknik ile yapılabilir. 1990’lardan günümüze transplante edilen mikrogreftler (1-2 kıl), sıklıkla minigreftlerle (3-5 kıl) kombine edilerek orijinal saç formu oluşturulur hale geldi. Bugün foliküler ünite greftleme neredeyse saç restorasyonunda standart hale geldi.

Kıl taşımayan dokunun uzaklaştırılması ve sadece foliküler ünitenin transplante edilmesiyle birkaç avantaj elde edilmektedir. Bu foliküler üniteler çok küçük alıcı bölgelere yerleştirilebilmektedir ki bu da daha yoğun kıl görüntüsü ve işlem sonrası kabuklanmada azalma ortaya çıkarır.

Operasyon öncesi detaylar:

Diğer cerrahi işlemlerde olduğu gibi hasta ile birlikte yapılan operasyon öncesi değerlendirmeler çok önemlidir. Operasyonun uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa hangi yöntem ile yapılacağı, yöntem sonucu ortaya çıkacak olası görüntü detaylı bir şekilde ortaya konur.

Prosedürden 10 gün önce aspirin, vitamin E ve ginko gibi kanı sulandırıcı ilaçlar kesilmelidir. Yine 3 gün önce antiinflamatuar ilaçlar ve alkol 3 gün önce kesilmelidir.

Estetik saç çizgisi dizaynı doğal görünüm için çok önemlidir. Bu da irregüler, dalgalı ve önde doğal girintilerin sağlanması ile elde edilir. Temel saç çizgisi dizaynı saç çizgisinin en çıkıntılı noktasının burun köküne olan uzaklığı 8-10 cm olacak şekilde ayarlanır. Yanlarda girintiler oluşturulur.

En ön kısım 1-2 kıl içeren ince mikrogreftler transplante edilir ve ince fakat doğal bir görünüm elde edilir. Kalemle çizilen tüm çizgiler kaba bir sınır belirtir. Burada ekim testere dişi görüntüsünde ilerili gerili olmalıdır. Donör alan iki kulak arasındaki bölgeden elde edilir. Genellikle de orta-üst bölge bu amaç için kullanılır. Konservatif yaklaşım önemlidir, çünkü gelecekteki kullanılması olası donör alanı da hesaba katarak strip alınmalıdır. Sıklıkla sadec ön bölümün yarısı ile 2/3 lük kısmı nispeten sık ekilirken geri kalan bölge sadece parlamanın olmaması için bir veya iki mikrogreftlik üniteler halinde daha seyrek olarak ekilir.

Tipik bir prosedür 1400-2800 foliküler unit greftten meydana gelir. Her santimetrekareden yaklaşık 75 folliküler ünite elde edilir. Bu da 1500 greft için 20 cm’ye bir santimetrelik bir stip alınmasını gerektirir.

İntraoperatif detaylar:

Hasta yarı oturur pozisyonda iken lokal anestezi yapılır. Öncelikle supraorbital ve supratroklear sinir blokları yapılır ki saç çizgisine yapılan enjeksiyonlar ağrısız olsun. Donör alana da yüzeysel planda enjeksiyonlar yapılır.

Hasta oturur pozisyonda saçlı deri steril hale getirilir. Donör alana 1:50 000’lik adrenalinli solüsyon enjekte edilir. Donör alan hemen cilt altı planda, füziform şekilde eksize edilir. Böylece oksipital sinir-damar yapıları korunur. Daha sonra 2-0 veya 3-0 prolen sütür ile donör alan kapatılır. Sütür atılırken kıl folikülerine yüzeysel kalmak, basınç yaralanmasına bağlı insizyon alanındaki kıl dökülmesini önleyecektir.

Bu noktada ekip ikiye ayrılır. Bu aşamada alınan strip 1-2 foliküler ünite genişliğinde bir çok parçaya ayrılır. Bu daraltılmış stripler daha sonra tek folliküler üniteye ayrılır. Çoğunlukla bu folliküler üniteler 2-3 kıl kökü içerirler. Fakat nadiren 1-4 yada çok nadiren 5 kıl kökü içerebilirler. Kıl kökü dışındaki dokular mümkün olduğunca uzaklaştırılarak kıl köklerinin kanlanma yani tutma şansları arttırılır. Strip tecrübeli bir ekip tarafından mikro-mini greftlere ayrılır ve ekime hazır hale getirilir.

Alıcı sahada cerrah tarafından, keskin uçlu bir alet ile hem greftin rahatlıkla girebileceği hem de çok bol olmayan delikler açılır. En ön sıradaki delikler doğal saçlar gibi 15 derecelik açıyla, tekli kıl folikülü barındıracak şekilde doldurulur. İkili greftler hemen bunların arkasına yerleştirilir. Daha gerideki greftler 25-30 derecelik açılarla ve ikili, üçlü bazen dörtlü olarak yerleştirilir. Alıcı saha hazırlanırken ekilen saçların büyüme yeri ve yönü önemlidir. Saç çizgisi seviyesinde alıcı delikler daha oblik şekilde açılırken, geriye doğru gidildikçe daha az oblik açılar oluşturulur. İncelmiş ve seyrelmiş alanlara dikilen kıllar o bölgede bulunan kılların yönüne paralel ekilmelidir. Aksi halde delik açılırken bu kıllara da zarar verilebilir.

 
   
   
   
       

Copyright©ErenEstetik.Net 2007     |   design:edizayn.org